RSS |
Robert Pattinson

Yeni


Sabahın sessizliği ile yüzleşirken tenim,farklı bir coğrafyanın kokusunu almakla meşguldüm.Sanki bir sessizliği arar gibiydim.Bir çok defa lanetlerini duydum bu şehrin.Kabuslara sahne olan bol kalabalık bir izleyici kitlesi varmış.Yani öyle duymuştum çocukluğumda.Sanmazdım bir gün bu şehirde yaşamak isteyeceğimi.İstanbul derlermiş bu şehre.Ne şarkılar yazılmış adına,ne efsaneler türetilmiş peşinde bu sır deryasının.

            Kendimi burada düşünmek bile bir hayal gibi benim için.Çok defa yanlışlıklar yaptım.Karakterimin bana yüklediklerinden fazlasını oynadım hayat sahnesinde.Oldum olası sevmem zoraki kibarları.Tıpkı Moliere’nin gülünç kibarları gibi olmaya çalıştım.Belki fazla da bir şey yapamazdım.Amacım asla kaçmak değildi.Bir sığınak misali kabuğundan yer istedim bu şehirden.Zaman gösterecek bu şehrin benden ne kadar hazzettiğini.Bir süre rahata ihtiyacım olacak.Aslında bu bir süreden ben de emin değilim.Sadece benden biraz uzak durmanı istiyorum hayat,cidden başka bir şey istemiyorum.

            Yağmurlu bir gün bugün.Hava kendisinden başkasını istemezmiş gibi dağınık nefesini etrafa yaymış.Soluk alması bile zorlaşıyor düşlerimin bu havada.Ellerim paltomun cebinde meleklerimi bekliyorum yanı başımda.Bana yardımcı olsunlar diye.Çıt çıkmıyor onlardan da.Dedim ya hava soğuk,melekler bile işe çıkmıyorlar bu havada.

            Uzun askılı bir çanta var omuzlarımda asılı.İçinde üç beş parça eşyam ve ben.Boğaz kokusunu içime çekerken,sabahın aydınlığa karışan sesi beni biraz ürkütüyor.Şuana kadar hiç yalnız başıma yolculuk etmemiştim.Hep bir yol arkadaşım olmuştur.Ama bugün yalnızım.Soğuğun ürpertisi karnıma vurmaya başlarken,düşüncelerimi bir süre beynime hapsediyorum ve yol almaya devam ediyorum.Aslında yol bilmem iz bilmem buralarda.Saçma bir maceranın içinde miyim,yoksa doğru yola az mı kaldı emin değilim.Hissettiğim gibi gidiyorum o kadar.Yol üstünde yüzü benekli bir simitçiden simit alıyorum.Susamların kızarmış kokusu iştahımı açmaya yetti.Fakat simitçinin yüzündeki derbeder ifade beni korkuttu.O kadar ürkek yaşadım ki hayatımı ki hala yaşıyorum.Zor zaptediyorum hayallerimdeki benekleri.Birer birer kaybettiriyorlar sanki düşüncemdeki izleri,kıvılcımları simitçi donuk bir ifadeyle suratıma bakıyor.


31/7/2008 | Kategori: Yuksek Topuklu Oykuler | Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

Sokaklar



Soğuk bir Mart ayı gibi,dalgın,ısırgan her yer.Ağızlarını açası gelmiyor gibi bugün bulutların.Donuk yüzlü ifadesiz bakışlar,üzerime geldikçe ürperiyorum bir gereksinim duyuyorum sanki yalnızlığa.Sabahın soğukkanlılığı çevresinde atıyorum kendimi sokağın ortasına.İnsanın kendini atıp,tek başına dolaşabileceği bir sokağının olması bile ne güzel bir şey.Değişimin bizi her yerimizden vurduğu şu fani suretli hayata,bir kez daha meydan okuma cesaretini gösterebilmek gibi.

            Ufak bir esinti hissediyor yüreğim aniden.Kapılıyor bilmediğim bir hisse.Önemli değil insanların nasıl baktığı bana,bakışlarıma.Onca insan var ki,hangisinin bana kötü niyetle baktığını anlamak bile çok güç.Batak bir eziyetin son damlalarını yaşar gibi tenim.Biraz ürkek ve biraz da sempatik,soluyorum hayatı.İçime çekiyorum dibine kadar.Acımasız bir hüsrana uğramadan önce yalpalamasını istemiyorum düşüncelerimi.Tiz bir sesin ya da bir sopranonun bağırışlarını duyar gibi oluyorum.Dilediğince bağırabilmeli insan,hissettiklerine karşı,döküp saçmalı yazgısını,sinirlerini boşaltmalı.Belki de sonsuza kadar susmalı,nefes alıp verişleri bile duyumsanmamalı.

            İlerlerken ben uzaklara,ardım sıra birinin beni takip ettiğini fark ediyorum.Aslında tedirgin olmuyor değilim,belki de dalgın bir sarhoşluk ya da nahoş bir umursamazlık benim ki si,kalben ve fikren,denetimsiz.Tutarsız davranışlarda bulunmaktansa ilerliyorum hiç aldırış etmiyorum,tedirginlik benim çizgilerimde yok,soluk.Ellerimi açmak istiyorum birden göğe doğru,yapıyorum da,reddedilmekten korkmadan,ipsiz sapsız bir aldırış edasıyla bakıyorum göklere doğru.Beni tek koruyan sığınağın kucağına,kollarına bırakıyorum kendimi.Düzenmiş,umurumda bile değil.Nerde doğalsam orada varım!Hayat felsefem belki de,tabi gerçekte bir felsefem varsa…

            Yüzümün çizgileri uzuyor soğukluğa,soyutlanıyorum sokakların yıpratıcı bakışlarına.Kimse fark etmiyor beni,ben de…İçten içe soluyor yüreğim,aydınlanırken boğulmak istemiyorum.Dinleyin beni sokaklar,koruyun beni!

30/7/2008 | Kategori: Yuksek Topuklu Oykuler | Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

Bir Saat


Baba,akşam vakti evine gitmiş,beş yaşındaki çocuğunu kapıda kendisini beklerken görmüş.

            Çocuk babasına sormuş:”Baba,bir saatte kaç para kazanıyorsun?”

            Baba 20 milyon demiş.”Çocuk,”Bana 10 milyon verir misin? demiş.Baba sinirli bir sesle “Akşam akşam senin oyuncaklarını düşünemem,zaten bütün bir gün işte kafam patlamış,bir de senin oyuncaklarını mı düşüneceğim” demiş.Çocuk korkup odasına gitmiş.Babanın sinirleri geçince çocuğun odasına gitmiş “Oğlum uyuyor musun?” demiş,” sana kızdığım için özür dilerim” demiş,al sana istediğin 10 milyon.Çocuk hemen yastığın altındaki diğer bozuk paraları da çıkarmış,sayarken baba yine kızmış,”Hem paran var neden benden istedin?”

            Çocuk,”Baba bu paralar senin demiş,elimde toplam 20 milyon var,bana bir saatini verir misin?..


ANONİM

16/2/2008 | Kategori: Yuksek Topuklu Oykuler | Yorum ( 1 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

Mutluluk


            Dalgalı bir denizde ilerlerken sessiz…Hayat,başımın etini yemeye başlıyor.Karşı komşum bana küsmüş…Kedim pusmuş!Kapımın önünde miyavlıyor…

            Aklımın ucundan geçmesini istediğim tek kelime.Rüzgarsız bir lodos akşamında,saçmalığımla birlikte lakırdı ederken,dudaklarımdan çıkan heceler gibi saydam olsun dünya!Bir bulutun sırtına binip,Alaaddin’in sihirli lambasıyla üflenmek gibi bir şey olsa gerek.Öyle ki,ağzımdan çıkması muhtemel en son kelime.

            Ben burada yaşıyorum biliyor musun?Hayır,nereden bileceksin?Elalemin çulsuz çapanının,gözünün sol alt köşesindeki çapağından bi haber şu meymenetsizin kim olduğunu bilsen ne olur?Hayat kavgam bu benim aslında.Kaleme aldığım son nokta.İlkokula gitmeden ellerime düşen bembeyaz göz yaşlarım gibi.Kapalı bir kapının ardına atsam kendimi.Hiç çıkmasam bir daha oradan.Yosun tutsa göz yaşlarım.Yosunlarla oynasam.Sayfa sayfa çene çalsam sana,haberin olmadan saçını çeksem,bitlensen!

            Siyah bir ata binmek isterdim hep.Hani beni kara diye severdin ya…Oyuncak arabama atlayıp gitmek isterdim yalnızlığa.Daha üç buçuk yaşımda…İstanbul’un kirli sularında yüzeyim nasıl olur?Kirli bir surata,kirli hazineler…Eski bir gramofon kadar gıcırdamaya başladı sesim.Hıçkırışlarım duyulmasın diye içime yuttuğum göz yaşları,ses tellerimi çürüttü.Besbelli!

            Kıyılarına vurmak isterdim biliyor musun?Sana her deyişte o üç hece aklıma gelsin isterdim.Sus!Sakın ha!Adını söyleme!Büyüsü bozulur sonra be abi!Ha,dur biraz!Bu arada sana abi dedim ama,sen kız mıydın erkek miydin be abi?Aslında ne önemi var ki?Nihayetinde aynı toprağı paylaşmayacak mıyız?Aynı yerde yanmayacak mıyız günahlarımız çıksın diye?Hani Türkan ablanın da dediği gibi:”Kader ağlarını örmeyecek mi?” be abi? Hiç yanımdan ayrılmasan olur mu ki?Bak burnum aktı gene.

            Ey size sorarım!Sormaktan yoksun,o üç heceden gayri meşru umutlar bile çıkarmayı beceremeyen cahil soyun canlılığının izleri?O üç heceyi ağzınıza alıp,ne demek olduğunu bilmez misiniz?Okyanusun mavisi gözlerimden akan ay ışığının üzerine yemin ederim ki bilmezsiniz.Öyle kolay mıdır ki onu yaşamadan ağzının arasına almak.Dudaklarına kokusunu değdirmek?Yok yok!

            Hepiniz şunu soracaksınız şimdi!Sen niye hiç gülmüyorsun peki?Ruhum mutlu değilse bedenim nasıl mutlu görünsün ki?Mutluluk dediğin öyle kolay bir şey midir ki abi?


CaN...

27/1/2008 | Kategori: Yuksek Topuklu Oykuler | Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

Bir Tutam Ter


Minik bir rüyadan yeni uyandım bugün.Düşlerimde yorgunluğun izleri,umudumun kanatları kırılmış,çırpınamıyor yanı başımda.Saat altı civarı…Yorganımın altından büyük bir kendine güven duygusuyla çıkıyorum.Ellerim hala ıslak,gece döktüğüm göz yaşlarım bile beni yalnız bırakmak istemiyor.Benimse başkasının ıslaklığına ihtiyacım var.Apansız bir soğukluk penceremi tekmeleyip içeri giriyor.Bir müddet savaştıktan sonra kazanıyorum.Hep kaybederdim oysa ki.Perdelerimin güzel bakışlarının arasından mutfağa doğru yol alıyorum.İhtiyacım olan tek şey bir bardak su.Oysa kaç bardak suyla birlikte kurudu sevdam.Damla damla akan göz yaşlarımın ardından hüzünleniyorum yine.Kapının eşiğinde asılı duran,beni sinirlendirmek için devamlı çalan çana bir yumruk indiriyorum.Hislerimin soğukluğundan acısını hissetmiyor bile parmaklarım.

                Her taraf ıssız,sakinlik ise kopkoyu.Bir hazan sabahı sensizim yine.Masamın üzerinde eski moda bir resmin duruyor.Nostalji…Kırık dökük çerçevenin üzerinde kocaman izlerle adın yazılı hala.Silmeye kıyamadım.Her defasında ıslak mendili,kırmızı mürekkebin üzerine sürecek oldum.Kırmızı bir düşle,çerçevenin yanı başında uykuya durdum.Istırap duygusunun tadını yeni yeni almaya başladım.Gerçekten çok tatsızmış.Ne şeker var içinde ne de tuz.Sadece acı.Ölesiye acı…Geçen gün aldığım tiyatro biletlerinin sol yanı hala yırtık.Bir kısmından senin kokun,diğerinde ise benim ki…Kavgalar sakin,sensizlik hakim odamın bembeyaz duvarlarında.Masmavi renkli odamın duvarlarını kirece boyadım.Neden mi?Bilmem…Beklide yaptığım hataları kireçle örtmek,kirleri teker teker teker temizlemek istedim.Biliyor musun?Makarna yapmayı da öğrendim.Biraz geç oldu ama sonunda öğrendim.

                Hala bardaktaki suya bakıyorum ve senin hayalini görüyorum.Bardağı tutarken,fark ediyorum ki elimde bir tutam ter.Tıpkı elimi tuttuğunda ki gibi…Bir tutam ter

Can...


18/12/2007 | Kategori: Yuksek Topuklu Oykuler | Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/3|

Add to Technorati Favorites PageRank ”Kalbini www.siirtayfasi.blogcu.com